Online Teklif Sistemi
FacebookTwitterMail

Hastalıklar

Prostat

Böbrek

Mesane / İdrar Kesesi

Testis / Erkek Yumurtası

Üretra / İdrar Kanalı

Taş Hastalıkları

Cinsel Hastalıklar

Penis/Erkeklik Organı Hastalıkları

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

Çocuk Ürolojik Hastalıkları

Sistoskopi

Düzenli Ürolojik Kontrol



"Prostat büyümesi yaşlılığın doğal bir sonucu olarak kabul edilmemeli. Mutlaka tedavi olunmalıdır!"

Andropoz / Erkekliğin Sonu

Andropoz nedir?
Testosteron seviyesindeki düşüklük her zaman soruna yol açar mı?
Andropoz hangi yaşta ortaya çıkar?
Andropozun belirtileri nelerdir?
Andropozun tanısı nasıl konulur?
Andropozu önlemek mümkün müdür?
Andropozun tedavisi nedir?
Andropoz tedavisinde uygulanan erkeklik hormonunun bir zararı var mıdır?
Testosteron takviyesi uygulaması hangi durumlarda sakıncalıdır?
Hormon tedavisi başlanan hastaların takibi nasıl yapılır?
Andropoz Testi  

Andropoz Nedir?

Andropoz erkekliğin sonu anlamına gelen latince bir kelimedir. Yaşın ilerlemesiyle beraber erkeklik hormonu olan testosteronun kandaki seviyesinin azalması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan şikayetlerin oluşturduğu duruma andropoz denir.  

Andropoz kadınlarda görülen menopoza benzer bir rahatsızlıktır.  Aynı kadınlardaki menopozda olduğu gibi erkeklerde de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik meydana gelmektedir.

40 yaşından sonra erkeklik hormonunun kanda azalmasına bağlı çeşitli organlara ait hastalık belirtileri ortaya çıkabilir.

 

 

40 yaşlarından itibaren erkek yumurtalarından üretilen erkeklik  hormonu  testosteronun yanısıra böbreküstü bezlerinden salgılanan aynı  yapıdaki  hormonların da üretimi giderek azalmaktadır. Bu hormonların azalması beyin, kas, kemik, prostat gibi organları etkiler ve işlevlerinde düşüşlere ve cinsel işlevde sorunlara yol açar. Hastada erken yaşlanma başlar. Yaşam kalitesinde önemli kayıplar olur.
Andropoz yıllar içinde yavaş yavaş ve ilerleyici biçimde ortaya çıkmaktadır. Yani kadınlardaki menapoz gibi 1-2 yıllık bir süre içinde oluşmaz. Andropozda erkeklik hormonu tamamen ortadan kalkmaz,  belli bir dereceye kadar azalma olur.

Andropoz her erkekte görülmez, erkeklerin yaklaşık %25-30'unda meydana gelir. Bu sayede kadınlardaki menapozdan farklı olarak bir çok erkek ömrünün sonuna dek cinsel isteğini ve aktivitesini sürdürebilir ve ileri yaşlarda da dölleme yeteneği azalmış olsa da çocuk sahibi olabilir. Etkilenen 60 yaş üzerindeki erkeklerde erkeklik hormon düzeyi 30 yaşındaki bir erkekte bulunan en düşük seviyedeki hormon kadar bile değildir.

Testosteron :

Testosteronun %95’i erkek yumurtasının 500 ila 700 milyon Leydig hücresinden, kalan %5’lik bölümü ise böbreküstü bezlerinden ve diğer bazı lokal hücrelerden üretilir. Günlük üretim miktarı yaklaşık 6-7 mg’dır. Üretimi için ana kaynak kolesteroldur. Üretilen testosteron ortalama 611 ng/dL serum düzeyi sağlamaktadır. Testosteron için normal sınırlar genç erkekte 300 ile 1000 ng/dL arası olarak belirlenmiştir.

Kanda testosteron üç ayrı halde bulunur:
Serbest testosteron (totalin %2'sini oluşturur)
Albumine bağlı testosteron (totalin yaklaşık %40-60'ı)
SHBG'e (seks hormon bağlayan globulin) bağlı testosteron (totalin yaklaşık %40-60'ı). Albumine çok gevşek bağlandığı için, testosteron bundan kolayca ayrılıp biyolojik olarak aktif işlevlerde bulunabilir. Bu nedenle, albumine bağlı testosteron ile serbest testosteron birlikte biyolojik olarak aktif testosteronu oluştururlar.
Andropoz semptomlarının ortaya çıkmasında esas sorumlu olan testosteron bu biyoaktif  olanıdır. Biyoaktif yani SHBG'e bağlı olmayan testosterondaki yaşa bağlı düşüş, total testosterondaki düşüşden çok daha anlamlıdır.

Testosteron seviyesindeki düşüklük  her zaman soruna yol açar mı?

Gençlerde;  testosteron seviyesi  350 ng/dl üzerinde ise  normal kabul edilir, 250-350 arası gri zon, 250 ng/dl altında  ise tedavi gerektirir. Yaşlılarda ise  normal testosteron değerlerinin ne olması gerektiği  tam olarak belirlenmemiştir. Şikayetlerin ortaya çıktığı ve kişinin günlük hayatını etkileyen testosteron düzeyi, kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Gençken kısmen yüksek testosteron  düzeyine sahip olan erkeklerde ileri yaşlarda serum testosteronları  400 ng/dl üzerinde olsa bile andropoz belirtileri gelişebilirken, başka bir bireyde  350 ng/dl  altındayken bile şikayet görülmeyebilmektedir.

Andropoz hangi yaşta ortaya çıkar?

Erkekler farklı yaşlarda  andropoza girerler. Bazı erkekler 50 yaşlarında  bazıları  ise 80 yaşlarında andropoz belirtileri gösterir. Andropoz, her erkekte ortaya çıkan bir durum değildir. Testosteron (erkeklik hormonu) seviyeleri yaşın ilerlemesiyle  birlikte düşmeye başlamaktadır. Ortalama 40′lı yaşlardan sonra erkeklik hormonunda azalma başlar. Ne kadar azalma olursa o oranda şikayetler ortaya çıkar.
Hem testosteron hem de serbest testosteron düzeyi düşmektedir. Ama serbest testosteron yaşla birlikte daha hızlı düşüş gösterir. Total testosteron miktarı 50 yaşından sonra  her yıl  %0,4 oranında düşerken,  serbest testosteron seviyeleri  her yıl %1.2 oranında azalır. Testosteron seviyelerindeki bu azalma başka hormon seviyelerinde de değişikliklere neden olur. 70 yaşlarına kadar testosteron seviyelerinde  %35  oranında bir kayıp olmaktadır.
 
40-60 yaşları arasındaki erkeklerin %7'sinde, 60-80 arasındakilerin %21'inde ve 80 yaş üzerindekilerin ise %35'inde testosteron düzeyleri normalin altında bulunmuştur. Ve bunlarda yetersiz hormonun yerine dışarıdan yapay olanı vermeyi  gerektirecek  kadar şikayetler ortaya çıkmaktadır. Andropozun ortaya çıkışında  sosyal ve psikolojik faktörler de önemli rol oynar. Örneğin iş yaşamında kendisini istediği konumda görmeyen birinde andropozun ortaya çıkışı kolaylaşır.

Andropozun belirtileri nelerdir?

Testosteron cinsel faaliyetlerin yanı sıra hem erkekte hem de kadında ruh halini de düzenler. Cesaret, iyi olma hali, entellektüel aktivite, kas gücü, karın bölgesinde yağlanma  ve kilo artışı gibi vücuttaki birçok faaliyetin düzenlenmesinde bu hormon etkilidir.

Yaşlanan erkeklerde andropoza ait  objektif ve subjektif birçok belirtiler ortaya çıkar.
Bu şikayetler, ilerleyen yaşla birlikte ortaya çıkan genel şikayetlere son derece benzer. Görülen şikayetler tam olarak  testosteron düşüklüğüne özgü değildir fakat testosteron eksikliği için şüphelenmeyi arttırabilir. Andropoz diyebilmek için bu belirtiler ile beraber serum testosteron düzeylerinin düşük olması gerekmektedir.

Andropoza giren hastada; psikolojik, bedensel belirtiler ve cinsel yakınmalar bir arada görülür.

Testosteronun azalmasına bağlı ortaya çıkan psikolojik belirtiler
  • Kendini iyi hissetme duygusunda azalma
  • Hayattan zevk alma duygusunda azalma
  • En iyi zamanlarının geride kaldığı hissi
  • Kendini tükenmiş ve dibe vurmuş hissetmek
  • Alınganlık, saldırganlık hali, karamsarlık
  • Sinirlilik, kızgınlık, kaygı ve huzursuzluk
  • Küçük şeylerden kolay etkilenme, olur olmaz her şeye sinirlenme
  • Yaşam enerjisinde azalma, ölümü isteme
  • Endişe düzeyinde artma
  • Cesaret düzeyinde  azalma
  • Depresif bir ruh hali  gelişmesi
  • Hastada zihinsel problemler var ise  andropoz ile tetiklenir.

Andropoz  sürecine giren erkeklerde böyle bir takım ruhsal değişiklikler görülmektedir.

Bedensel belirtiler
  • Zihinsel faaliyetlerde düşme
  • Uyku problemleri; uyku ihtiyacının artması,  uykusuzluk, erken uyanma, uykuya dalmada zorluk, derin uyumada zorluk
  • Sürekli bir halsizlik  ve yorgunluk hissi
  • Aşırı terleme, sıcak basması
  • Vücut kıllarında azalma
  • Ciltde kuruluk, kıllarda azalma
  • Kas kitlesinde ve kas kuvvetinde azalma
  • Yaygın kas ve eklem ağrıları, sırt ağrısı
  • Hafıza kaybı, unutkanlık problemleri ortaya çıkmaktadır
  • Dikkatini toplamada güçlük  
  • Kansızlık, vücut kan hücreleri yapımında azalma
  • Kemik erimesi; buna bağlı omurga ve kalça  kemikleri kırıkları, femur başı kırığı  

 

Omurga kırığı olan erkeklerin %20'sinde, femur başı kırığı olan yaşlı erkeklerin ise %50'sinde testosteron düşüklüğü bulunur.

 

  • Göbek bölgesinde yağlanma  (karında 10-15 kg yağ tutulması "bira" göbeği oluşur)
  • Deri altı ve karın içi yağ dokusu artış
  • Memelerde  büyüme
Cinsel  belirtiler

Bu belirtiler sizde var ise andropoza girmiş olabilirsiniz!

  • Cinsel ilişki sıklığında düşüş
  • Cinsel istekte azalma
  • Sertleşmede zayıflama, iktidarsızlık
  • Seksten alınan zevkte azalma
  • Sabah sertliğinde azalma, kalitesinde düşme, özellikle gece sertleşme sayısında azalma
  • Meni kalitesinde düşme,  meni miktarında ve atım gücünde azalma
  • Sakal büyümesinde yavaşlama

 

Bu belirtiler sizde var ise andropoza girmiş olabilirsiniz!

Bu belirtilerin tümü andropozda görülebilir. Belirtilerin tamamının ortaya çıkması gerekli değildir. Görüldüğü gibi testosteron seviyesinin düşmesi sadece cinsel rahatsızlıklara değil, aynı zamanda fiziksel ve ruhsal problemlere de yol açmaktadır.Hastanın iş hayatı ve tüm sosyal yaşamı da etkilenmektedir.Bu şikayetlerin testosteron düşmesinden başka nedenlere bağlı olarak da geliştiği unutulmamalıdır. Bu nedenle andropoz tanısı konmadan önce teşhis mutlaka biyokimyasal testlerle  desteklenmelidir.

 

Andropozun tanısı nasıl konulur?

Hastada yukarıda bahsedilen şikayetlerin olup olmadığı sorgulanır.
Yapılan muayenesinde;

  • Yumurtalarında ufalma, kıvamında yumuşama
  • Peniste küçülme, pubik kıllanmada yetersizlik
  • Kas kitlesinde azalma gibi bulgular, andropoz belirtileridir.


Kanda;

 

  • Total ve serbest testosteron düzeyleri
  • FSH, LH ve prolaktin seviyeleri ölçülür.

 


Testosteron düzeyini ölçmek için serum örneği sabah  saat 07:00 ile 11:00 arasında alınmalıdır. Erkeklik hormonu bu saatlerde en yoğun seviyede olur.

Testosteron düzeylerinde düşüklük varsa ve hastalığın semptomları görülüyorsa, hastaya andropoz  ‘Yaşlanan Adam Sendromu’ tanısı konulur ve testosteron hormon takviyesi tedavisine  başlanır.

350 ng/dl’nin üzerindeki total testosteron değerleri için tedavi gerekmez.
Gri zonda (250-350 ng/dl) değerleri olan hastalara 3 aylık testosteron tedavisi verilebilir. Sonuçları gözlenir.
Testosteron düşüklüğünün genel olarak kabul görmüş bir alt sınırı yoktur; bununla birlikte, serum total testosteron düzeyi 230 ng/dl’nin altında, serbest testosteron seviyesi 65 pg/ml’nin altında olan hastaların genellikle testosteron tedavisinden yarar göreceği şeklinde bir görüş birliği  vardır.

Andropozu önlemek mümkün müdür?

Andropoz, erkekler için önlenemez bir süreçtir. Hayatın ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan doğal bir gidişattır. Ama bu sürecin hayat kalitesini düşürmesine izin verilmeden gerekli tedbirler ve tedaviler ile sorunsuz geçirilmesi mümkün olabilir.

Andropozun tedavisi nedir?

Tedavide eksik olan hormon yerine konulur. Bu amaçla ağızdan alınan haplar, cilde sürülen jeller ve iğneler bulunmaktadır.

Eksilen hormonu yerine koyma tedavisinin amacı testosteron seviyelerini normal fizyolojik sınırlara getirmektir. Erkeklik hormonunu kanda normalden yüksek seviyelere çıkarmaktan kaçınılmalıdır.

Eksik olan hormon yerine konunca;
  • Cinsel fonksiyonlar, iktidarsızlık düzelir

Sertleşme sorunları olan erkekler viagra alarak paralarını çöpe atıyor olabilir. Çünkü sorunlarının gerçek nedeni düşük düzeyde erkeklik hormonu yani testosteron olabilir!

Sertleşme sorunları olan erkekler viagra alarak paralarını çöpe atıyor olabilir. Çünkü sorunlarının gerçek nedeni düşük düzeyde erkeklik hormonu yani testosteron olabilir!

 

  • Cinsel istek yerine gelirKemik erimesi durdurulur
  • Kas gücü geri kazanılır
  • Mental kapasite artar
  • Kendini iyi hissetme hali oluşur
  • Hastanın kendine güven hissi geri gelir
  • Konsantrasyon gücü artar
  • Uyku bozuklukları düzelir
  • Yorgunluk hissi, depresyon ortadan kalkar
  • Ayrıca, hafızada da kısa sürede düzelme görülmektedir
  • Ancak, testosteronun, yaşlı erkeklerde sıklıkla mevcut olan huzursuzluk halini düzeltebileceği konusunda veriler kısıtlıdır.
  • Bazı çalışmalarda vücut yağ miktarının da hastaya testosteron verilmesi ile azaldığı ileri sürülmüştür.

 


Tedaviye başlamadan önce testosteron seviyesinin düşük olduğuna dair biyokimyasal kanıtlar ile birlikte olan bir klinik tablo mutlaka mevcut olmalıdır.

Tedavi sırasında hastada olumsuz bir davranış şeklinin gelişmesi doz ayarlaması veya tedavinin kesilmesini gerektirir.

Haplar :

Testosteron undecanoate: Karaciğere toksik olmayıp, serum testosteronunu doğal düzeylere getirmede etkilidir. Emiliminin yağa bağlı olması nedeniyle yemek ile beraber alınması gerekmektedir ve yemeklerin içerdikleri yağ miktarına bağlı olarak emilimi değişmektedir. 2-3 hafta boyunca günlük 120-160 mg düzeyinde bir başlangıç dozu ve ardından günlük 40-120 mg düzeyinde devam edilmesi yeterli olmaktadır. Gastrointestinal yan etkileri vardır.
Mesterolone :  Suboptimal tedavi olarak kabul edilmektedir. Mesterolon’un karaciğer üzerinden metabolizasyonu da önemli bir sakıncadır.

Testosteronu ağızdan almak uzun süreli bir hormon tedavisi olarak önerilmemektedir.  

Testosteron Jelleri :

Günde bir kez, sabahları uygulanması yeterli olur. Alt karın, üst kol veya omuz bölgesine tüysüz yerlere sürülmesi gerekir.  Birkaç dakika kurumasını bekleyip sonra giyinilmelidir.  jel sürüldükten sonra hemen banyo yapılmamalıdır. Genital bölgeye sürülmemelidir.  Uygulamadan yaklaşık 30 dakika sonra serum testosteron düzeyi normale gelir ve 24 saat süreyle sabit kalır.

İğne Tedavisi :

Testosteron undecanoat  10-14 haftada bir kas içine uygulanmaktadır.
Bu sıklıkta yapılan enjeksiyonlar, birikim yapmadan yeterli testosteron seviyelerini sürdürmek için kafidir. Tedaviye başlamadan önce serum testosteron seviyeleri ölçülmelidir. İlk iki enjeksiyon arası 6 haftaya kadar indirilebilir. Bu yükleme dozu ile, sabit seviyelere hızla ulaşılır. Arada bir serum testosteron seviyelerinin ölçülmesi uygun olur. Normal sınırların altında serum seviyeleri daha kısa süreli enjeksiyon aralıklarına ihtiyaç duyulduğunu gösterir. Yüksek serum seviyelerin de ise enjeksiyon aralıklarının uzatılması düşünülmelidir. İki enjeksiyon arasında geçen süre önerilen 10-14 haftalık zaman dilimi içinde kalmalıdır.
Testosteronun seviyesi iyi ayarlanamazsa hastaların duygu durumlarında iniş çıkışlara
ve genel iyilik hissinde kötüleşmeye yol açmaktadır. Yüksek dozlarda agresif davranışlar, memelerde hassasiyet, memelerde büyüme ve FSH ve LH’nın baskılanmasına bağlı olarak infertilite olabileceği rapor edilmiştir.  

Andropoz tedavisinde uygulanan erkeklik hormonunun bir zararı  var mıdır?

Bu grup ilaçlar prostat kanseri gelişimine neden olmaz, ancak hastada henüz teşhis edilmemiş bir prostat kanseri varsa verilen hormon hastalığın hızlı ilerlemesine yol açmaktadır. Ayrıca testesteron hormonu, iyi huylu prostat büyümesi riskini de arttırmaktadır. Ancak hastaların, sıkı bir takip altında erkeklik hormonu takviyesi almalarında bir sakınca yoktur.
Tedavi sırasında polisitemi gelişebilir. Periyodik olarak hematolojik değerlendirme
yapılmalıdır.

Testosteron takviyesi uygulaması hangi durumlarda sakıncalıdır?

Bilinen prostat kanserli hastalarda testosteron verilmesi uygun değildir. Ayrıca meme kanseri olan erkeklerde ve kanda aşırı kan hücresi bulunduğu durumlarda (Htc 55'den büyükse)‏ testosteron hormon tedavisi kesinlikle uygun değildir.
Tedavi edilmemiş uyku apnesi,  ileri derecede kalp yetmezliği,  Htc’nin 50’den yüksek olması ve tedavi edilmemiş, büyümüş prostata bağlı idrar yolu tıkanıklığı mevcutsa hormon tedavisi bu şikayetler giderilinceye kadar uygun değildir.

Başarılı olarak tedavi edilmiş prostat kanserli hastalarda eğer klinik ve laboratuar olarak arta kalan kanser kanıtı yoksa ve hasta sürekli testosteron eksikliği belirtilerinden muzdarip ise uygun aralıktan sonra testosteron tedavisi için muhtemel adaydırlar.

Yaş testosteron tedavisine başlamak için engel değildir. Her yaşta tedaviye başlanabilir ve ömür boyu sürdürülebilir. Tedavinin faydalarına karşı muhtemel riskleri yaşlı hastalarda özellikle iyi değerlendirilmelidir.

Hormon tedavisi başlanan hastaların takibi nasıl yapılır?

Hormon takviyesi yapılan hastalar yakından takip edilmelidir. Tedavinin başlamasından sonra yan etkilerden sakınmak için;   

  • 1-3 ay arayla kanda  testosteron düzeyi ölçülmeli
  • 3 aylık aralarla kan hemoglobin ve  hematokrit düzeylerine bakılmalıdır
  • Yılda bir kan lipid düzeyi incelenmelidir (kolesterol, trigliserid, HDL, LDL)
  • Karaciğer fonksiyonları (SGOT, SGPT, Bilirubinler)  ilk yıl 3 ayda bir ve takip eden yıllarda yılda bir kontrol edilmelidir.
  • Prostat  kontrolü  yılda 1-2 kez (total ve free PSA ölçümü, DRE) takipte gereklidir.

Andropoz Testi  

Andropoz belirtileri var mı? Var ise ne düzeydedir?  Öğrenmek için bu testi yapabiliriz.
Şıklardaki şikayet hiç yoksa 1, hafif şiddette ise 2, orta şiddette ise 3, şiddetli ise 4, çok şiddetli ise 5 puan veriyoruz. Test  bitince puanları topluyoruz.

 

Şikayetler

Yok hafif orta Şiddetli Çok Şiddetli
  Skor 1 2 3 4 5
1 Genel iyilik hissinde azalma (genel sağlık durumu)‏          
2 Eklem ve kas ağrısı (Bel ağrısı, eklem ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı ve yaygın sırt ağrısı)‏          
3 Aşırı terleme (beklenmedik/ani terleme atakları, zorlanmadan bağımsız olarak sıcak basması)          
4 Uyku problemleri (uykuya dalmada zorluk, derin uyumada zorluk, erken uyanma ve uyku ihtiyacında artma, uykusuzluk)          
5 Sık sık yorgun hissetme          
6 Depresif ruh hali (Çökkünlük, üzgün olma, her an gözleri dolacak gibi olma, motivasyon eksikliği, değişken ruh hali, her şeyin boş olduğunu hissetme)          
7 Alınganlık (Saldırganlık hali, küçük şeylerden kolay etkilenme, karamsarlık)          
8 Sinirlilik (Gerginlik, huzursuzluk, yerinde duramama)‏          
9 Bedensel bitkinlik/Canlılığın kaybolması (Genel performans düşüşü, aktivite azalması, boş zamanlarında yaptığı aktivitelere ilginin azalması, daha az iş bitirme ve daha az şey elde etme hissi, faaliyet üstlenmek için kendini zorlamak zorunda kalma)          
10 Endişe (Panik hissi)‏          
11 Kas gücünde azalma (Güçsüz hissetme)‏          
12 En iyi zamanlarının geride kaldığı hissi          
13 Kendini tükenmiş ve dibe vurmuş hissetmek          
14 Sakal büyümesinde azalma          
15 Seks yapma gücü ve sıklığında azalma          
16 Sabah sertliği sayısında azalma          
17 Cinsel istekte/şehvette azalma (seksten alınan zevkte azalma, cinsel birleşme için isteğin azalması)          

 

Toplam puan Şikayet derecesi
17-26 Puan Yok
27-36 Puan Az
37-49 Puan Orta
50 ve üstü Puan Ciddi

Orta ve ciddi  derecede şikayeti olanlarda yani skorun 37 ve üstünde olduğu hastalarda  biyokimyasal değerlendirmeye geçilmesi gereklidir. Kan testlerinde de anormallik çıkanların tedaviye başlamasına karar verilir.